15 Ekim 2011 Cumartesi

Köfteci Hüseyin - Izgara Köfte Beyoğlu / Taksim / İstanbul

Uzun zamandır sizlerle paylaşmak istediğim, fakat elimde fotoğrafları olmadığı için blogu kurduğumdan beri ertelediğim bir mekanı sizlerle paylaşacağım. Bu sefer gittim hem fotoğraflarını çektim hemde Nam Nam Nam Köftemi yedim. Evet, yanlış okumadınız, bu blogumda Beyoğlu - Taksim'de ızgara köfte yiyebileceğiniz, yedikten sonrada "bu köfte ise bundan önce yediklerim neydi?" diye kendinizi sorgulayacağınız bir mekana götürüyorum. Hadi tutun elimi, gidiyoruz.:)  Bu sorgulamanın benim açımdan bir üst boyutuda, "Adam tüm Türkiye'de köfte zincirleri açmış, yani müthiş derecede lezzetli ve güzel olması gerekirken fabrikasyon köfte mantığından bir adım öteye geçmiyor ve plastik gibi. Nasıl ouyorda bu kadar büyümüş." şeklinde oluyor. Hakikaten, yıllar önce Köfteci Hüseyin'de ilk köftemi yedikten sonra, bu düşünceler içinde psikopata bağlamıştım. Ama artık iyiyim, tedavi oldum :)


Mekana ismini veren ve bu lezzetin mimarı Hüseyin Amca 1958 yılında, İstiklal Caddesi'nde seyyar köftecilik yaparak bu işe başlamış. Gel zaman git zaman köftesinin ünü tüm İstanbul'a yayılıyor. 2004 yılında vefat etmesinin ardından, oğulları Cumhur ve Hakan abi baba mesleğini devam ettiriyorlar. Babalarından nasıl gördüler ve öğrendilerse, kalite ve lezzetten ödün vermeden, bu lezzeti bugüne taşımayı başarıyorlar.


Yukarıdaki resimde görüldüğü üzere, lezzeti ile ününü hak etmiş ne kadar mekan varsa, yine ara sokaklarda, yine salaş ve yine küçücük bir mekan. İyiki de böyle. Yoksa bu lezzet emin olun bozulurdu ve asla böyle bir blog olmazdı.


Evet, bu kadar laftan sonra, nasıl gideceğiz dediğinizi duyar gibiyim. Taksim meydanından (Ama tam çarpı koyduğum yerden, yoksa kaybolursunuz :) ) İstiklal caddesine kendinizi kaptırıp, Galatasary Lisesi yönünde ilerlerken sağda, Fransa Başkonsolosluğunu geçince ilk sağa sapıyorsunuz. AkSanat'ın olduğu sokak. Sağa sapınca ilk sola dönüyorsunuz ve sizi Kurabiye Sokak karşılıyor. İşte, leziz Izgara Köftenin mabedi köfteci Hüseyin'e bir kaç adım kaldı. Kurabiye Sokakta ilerlerken, Zencefil Cafe&Bar'ı geçtikten sonra sokağın sağında küçücük dükanı ile Köfteci Hüseyin karşılıyor. Özellikle hafta içi öğle yemek saatinde giderseniz, Kurabiye Sokakta bir dükkanın önünde böyle bir kalabalık görürseniz işte orası Köfteci Hüseyin'dir. :) Deyein İsterseniz. Dediğim gibidir.

Fotoğrafları çekip, köfte yediğimiz gün, dışarıda sıra bekleyen insan sayısı 8'di. Ama Köfteci Hüseyin'de sıra bekleyen insan rekoru gidip benim bizzat gördüğüm ve üşenmeyip saydığım 17'dir. :) Sanırım sıra bekleyen insan sayısını söyledikten sonra fazla söze gerek yok.


Yukarıda belirttiğim gibi, Hüseyin Amca vefat edince oğulları Cumhur ve Hakan Abi baba mesleğini devam ettirmişler. Yukarıdaki resimde Mangal başında ki Cumhur Abiyi görüyorsunuz. Tam öğlen vakti olduğu için Hakan Abi oldukça yoğundu ve kendini sabit görüntülemek mümkün olmadı.  :) Maşallah Maşallah Allah Nazarlardan Saklasın :)

Günümüz kapitalist düzeninde (Solcu ya da devrimci değilim :) Bir Garip Realist Gurmeyim :) ) aslında böyle bir lezzeti daha büyük bir dükkanda satsalar ve kapasiteyi iki katına cıkarsalar yine satılırdı. Dışarıda bekleyen insan sayısını göz önüne alınca başka bir şey mümkün değil zaten. İşte bu düşünceler ışığında, Hakan Abinin oğlu ile ayak üstü bir sohbet yaptım onu sizlere paylaşıyorum.

Realist Gurme: Burası kaça kadar açık?
Kemal Abinin Oğlu: Öğlen 2-3 gibi kapatıyoruz. İşte köftenin bitmesine bağlı olarak.
Realist Gurme: Köfte bitince yenisini yapsanıza, neden kapatıyorsunuz ki? Sonuçta yapsanız akşama kadar da satılır. Hem de daha çok köfte satmış olursunuz.(Yani daha çok para.)
Kemal Abinin Oğlu: Dedemizden Böyle Gördük.

Sanırım Köfteci Hüseyin'i benim için lezzetli ızgara köftelerin dışında önemli kılan diğer bir husus, Gözü Doymuş Esnaf olgusunu, Mekanın kurucusunun torunundan duymak ve Dedelerinden gördüklerini, bu ortamda ne olursa olsun devam ettirebilmeleridir. Şimdi soruyorum size; Zor olan Türkiye'de bir köfte zinciri kurup para basmak mı? Dedesinden gördüğü esnaf kültürünü devam ettirip gözü doymuş bir esnaf olmak mı?



Evet gelelim Köfteci Hüseyin'de bulabileceğiniz tek lezzet olan Izgara Köfteye. Resimde gördüğünüz gibi geliyor. Domates, Soğan ve Acımtırak ve biraz da Ekşimtırak değişik bir sos ile (Soğanların altında kalmış fotoğrafda çok az gözüküyor.) bu şekilde servis ediliyor. Nasıl yapıldığı, içine ne tip baharatlar konduğu bilmem kaç gün yoğrulduğu, şu bu beni çok alakadar etmiyor. Tek söyleyeceğim yediğim en lezzetli köfte olduğu.
Köftenin yanında bildiğimiz klasik piyazda yiyebiliyorsunuz.
Zaten mekana geldiğinizde sizi şu sorular karşılıyor: Bir - Bir Buçuk? Soğanlı - Soğansız? Piyaz alırmısınız? Ne İçeriz? Başka soru duyamazsınız. Çünkü başka bir şey yok :)

Fiyatlara gelicek olursak, 1 Porsiyon Izgara Köfte 10 TL. Izgara Köftenin yanında içecek alırsanız. (Ayran Kola Farketmez ) 12 TL.

Mekanla ilgili bir kaç tiyo verecek olursam, size Bir mi Bir Buçuk mu? diye bir soru gelince hayvanlık yapıp gaza gelmeyin :) 1 Porsiyon oldukça dolu dolu geliyor ve benim gibi bir ayı bile tıka basa doluyor. Ayrıca Soğanlı mı Soğansız mı diye sorduklarında, "Ay Kokarım." gibi saçma sapan davranışlarda bulunmayın Soğanlı isteyin. Bizim kültürümüzde et Soğansız olmaz zaten. Kültürümüze sahip çıkalım akıllı olalım. Alırım Aklınızı. :) Ben Hiç piyaz yemedim mekanda.Zaten tabakda gelen garnitürler Köfte ile yetiyor. Yine Köfte ile gelen Ekmekler tam böyle odun ekmeği ve çıtır çıtır. Ekmeğin arasına sos ve soğan ile köfteyi koyup Lapss Lapss atın ağzınıza :) "Ay Kokarım" diyen asortik takipcilerimde sakin olsunlar, mekanda karanfil var. atarsınız ağzınıza biraz emersiniz olur biter. Kesmezse Sakız sektörüne biraz katkı da bulursunuz :)

Satır arasında yazmıştım ama tekrarlamakta fayda var. Mekan Köfte bitince saat 2-3 Gibi bilemedin en geç saat 4 te kapanıyor bu sebeple yolunuz Beyoğlu'na düşerde, saat 7 gibi Izgara Köfte çekerse, Avucunuzu yalayın :)

2 yorum:

  1. Dostum tamam da, ben oraya çook uzağım yaa ama şu güzel manzarayı kaçıracağım yani hı? Neyse ama bir cumartesi öğlen uğramak şart oldu:) Bu arada bize böyle yerler tanıttığın için teşekkürü bir borç biliyorum:)

    YanıtlaSil
  2. İstanbul'un diğer ucu Pendik-Kartal hattından buraya köfte yemeye gelenler olduğunu düşünürsek. Kime göre neye görek Uzak :)
    İlk ve Tek Takipcim olduğun için asıl ben size teşekkür ederim. İnsanın yazma şevkini arttıran bir durum nihayetinde :P

    YanıtlaSil